sayfa

İstiklal Marşı

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
 

Şair bu kıtada bir parçası olduğu Türk Milleti’nin, insanlığın ilk çaplarından beri hür ve bağımsız yaşadığını ve bundan sonra da hür yaşayacağını anlatmıştır. Kimse Türk Milleti’ni boyunduruğu altına alamaz ve zincirleyemez. Eğer bu milletin önüne engeller konursa, bağımsızlığına göz dikilirse dağları delip, denizleri taşıracak güçtedir.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
‘Medeniyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?
 

Bu kıtada şair Anadolu’ya hücum eden batılı ülkelere meydan okuyor. Avrupalı ülkelerin Kurtuluş Savaşı sırasında teknolojisi çok ilerlemişti. O yüzden batının ufuklarına bakıldığı zaman orada çelikten bir duvar görülse de şair bizim sınırlarımızın iman dolu göğüsler gibi olduğunu söylemiştir. Ve iman dolu bir göğüs en sert çelikten bile daha dayanıklıdır. Ardından şair Ulusun! diyerek iki anlama gönderme yapmıştır. Birincisi Türk Milleti’ne “Ulusun, büyüksün, yücesin” korkma derken, ikinci anlamda “düşmanlar köpek gibi ulusun, korkma” anlamında kullanmıştır. Çünkü Batı’nın medeniyeti denen yozlaşmış, canavarın gücü, iman gücünü boğmaya yetmez!

Arkadaş! Yurdumu alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
 

Şair burada Türk Milleti’nin neferlerine seslenmektedir. Anadolu’yu istila etmeye çalışan ar ve edeb bilmeyen, hayasız alçaklara karşı gerekirse göğsünü siper ederek, kanını-canını ortaya koyarak savaşmasını istemiştir. Çünkü o zaman Allah’ın vaat ettiği güzel günlerin bir an önce geleceğine inanmaktadır.

Bastığın yerleri ‘toprak!’ diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı. 

Şair savaşan milletimize, vatanın her bir toprak parçasının kutsal olduğunu anlatıyor. Çünkü Türk Milleti yüzyıllarca bu topraklara kanını dökmüştür. Ve o kanla sulanan toprak artık bu milletin vatanıdır. Ve bu vatan üstünde savaşan askerlerimizin hepsi şehit oğullarıdır. Şair askerlerimizin bunu bilmesini ve bu vatanı savunarak, dünyalara değişmeyerek korumalarını istemiştir. Çünkü bu vatan layıkıyla savunulmaz, kıymeti bilinmezse o zaman şehit olan atalarımız ve dedelerimiz incinecektir.

 Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsında Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Her bir köşesi doğa harikası olan bu vatanımız bir cennettir. Yüzyıllardır atalarımız bu cennet için canlarını vermişlerdir. O kadar ki yerden bir avuç toprak alıp sıksak şehitler fışkıracaktır!  Bu yüzden Allah canımızı, en sevdiklerimizi, her şeyimizi alsın yeter ki bizi bu güzel vatanımızdan ayrı düşürmesin!

Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.
 

Şair burada Allah’a hitap etmektedir. Tek bir dileğinin olduğu o da mabedlerimizin, ibadet yerlerimize namahrem, arsız, utanmaz ellerin değmemesidir. Çünkü okunan ezanlarımız bu dinin temelidir. Ve sonsuza kadar bu vatanın üstünde inlemelidir!

O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Bu kıta bir önceki kıtanın devamı niteliğindedir. Ezanlar vatanımızda susmadıkça şehitler de şaad olacaktır. Öyle ki –varsa- mezar taşları bile secde edecektir. Ve şehidin her yarasından kan ve yaş boşalacak, en sonunda ruhunun en temiz hali, ezan sesiyle ayağa kalkacak ve başı göklere kadar uzanacaktır!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!
 

Bu kıta’da artık milli mücadele kazanılmıştır. Şair zaferin mutluluğunu yaşamaktadır. Daha önce kaşlarını çatan hilal, bayrağımız artık gökyüzünde şafaklar gibi dalgalanmaktadır. Ve onun için dökülen kanların artık hepsi helaldir. Ve bundan sonra kıyamete kadar bayrağa ve Türk Milleti’ne korku kalmamıştır. Çünkü hürriyet ve özgürlük daha önce de hür yaşamış olan ve Allah’a tapan Türk Milleti’nin hakkıdır!

Kaynak: Wikipedia, istiklal marşı 10 kıta açıklaması, istiklal marşı anlamı